|
Gücünüz varsa sizin Sözcüğü tutuklayın... Şükran Kurdakul (Ağıt Değil şiirinden) Yayıncılık faaliyetimizi; yazar, çevirmen, yayınevi ve okur arasındaki ilişkiler bütünü olarak tarif edebiliriz. Ancak yayıncılığımız açısından 20 yıllık geçmişimizi ve neredeyse 400 kitaba ulaşmanın verdiği heyecanı da bu bütüne katmamız gerekir. Bu süre içerisinde yayıncılığımızı toplumcu bir damardan beslemeye çalıştık. Romanlarımızda; işçiler, emekçiler, gençler kendi yaşamlarından birşeyler buldukça doğru yolda olduğumuzu anladık. İnsanlığın en ileri kazanımlarını, Marksizm ve Sosyalizmin birikimlerini tüm halk kesimleri ile buluşturmanın çabası içine girdik. İşçilerin ve emekçilerin mücadeleleri, deneyimleri ve onların teorisyenlerinin, aydınlarının yapıtlarını özenle ve titizlikle yeniden bu mücadelenin içine katmayı hedefledik. Bu çalışma aynı zamanda; insanlığı karanlığa itenlere, cahilliği kutsayanlara, kültürü metaya dönüştürenlere karşı bir mücadeleydi ve bu mücadelede birçok dost edindik. Her alanın olduğu gibi yayıncılık alanının da dev tekellerin hakimiyetine girmesinin karşısında dostlarımız olmadan yapamazdık. Safını toplumcu edebiyattan yana belirlemiş yazar, şair ve bilim insanlarının emeklerinin somut ifadesi olan kitaplar, bizim içinde ortak çalışmanın elle tutulur hazineleri oldu. Bügün, kültür ve edebiyat alanına müdahalenin, insanlığın değerlerine karşı açılmış savaşın belkide en kapsamlısını yaşıyoruz. Her konuda her şey yazılıp çiziliyor. Konuşma ve düşünce özgürlüğü kutsanıyor. Belki de hiçbir dönem bu kadar çok kitap basılmamış, bu kadar yaygın bir iletişim ağı kurulamamıştı. Ama aynı zamanda insan hiçbir dönem bu kadar çok tarihinden kopartılmamış, bireycilik kutsanmamıştı. İşte böylesi bir dönemde; edebiyata toplumcu bir bakış, yürüyeceği yolda insanlığın önündeki sis perdesini kaldırabilirdi. Genetik profesörü Steve Jones'un yazdığı 300. kitabımız Neredeyse Bir Balina ile bu sis perdesini biraz daha kaldırmayı hedefliyoruz. Steve Jones, kitabında türlerin kökenine güncel bir bakış sergilerken, bilinemezcilik ve Ortaçağ düşüncelerinin kıskacına alınmak istenen bilimin gerçeklerini, sade ve rahat bir anlatımla okurlarla paylaşıyor. Yayın faaliyetimizi Türkiye'deki demokrasi mücadelesi ile de bütünleştirmek bizler açısından kaçınılmazdı. Toplumcu edebiyatın gelişmesi ile demokrasi mücadelesi arasındaki sıkı bağ bunu gerektiriyordu. Sansürcü ve yasakçı zihniyet yasalarla korunurken hatta çıkarılan yeni yasalarla basın-yayın özgürlüğü budanırken demokrasi mücadelesi her zamankinden daha da önemli bir hal alıyor. Yayınevimizce yayınlanan Elem ve Istırap Karikatürleri kitabının çizeri Sefer Selvi'ye karikatürleri dolayısıyla açılan dava bu yasakçı zihniyetin belirgin örneklerinden biriydi. Yayıncılık alanındaki antidemokratik yasalar, sözcüklerden korkunun hukuksal ifadesinden başka bir anlam taşımıyor. Bizim açımızdan bu korkunun üzerine gitmek, gerçeklerin emekçilerle buluşmasının kanallarını zenginleştirmek olacaktı. Bu nedenle, yayıncılık faaliyetimizi kitap basmakla sınırlamanın yerine demokrasi mücadelesi ile zenginleştirme yolunu seçtik. 300. kitabımız bir dizi yeniliğe adım atmamızın da vesilesi oldu. Bu yenilik ilk yanısmasını kitap kapaklarımızda buldu. Elbette ki yayıncılık faaliyetimiz açısından genç yazar, şair ve çevirmenleri kapsayamadan geleceğimizi düşünemezdik. Bu nedenle genç aydın kuşağını teşvik edecek adımlarımızı hızlandırmaya ve edebiyat alanını gençleştirme çabasına girdik. 300. kitaba ulaşmamız bu adımları daha güçlü atmamız için bize cesaret veriyor. |